Çeviri

Sarı, Puantiye, Yeşil, Beyaz: Fransa Turu Mayolarının Tarihi

Sarı, kırmızı benekli (puantiye), yeşil, beyaz… Cyclist, Fransa Turu’nu tanımlayan mayoların izini sürüyor.

Takvimler 1919 yılını gösterirken, Fransa Turu savaş nedeniyle verilen dört yıllık bir aradan sonra tekrar koşuluyordu. Grenoble ile Geneva arasındaki 325 km.lik 11. etapla birlikte 5.560 km.lik yarışın üçte ikisi geride kalmışken, yarış direktörü Henri Desgrange genel klasmanda birinci sıradaki yarışçının rakiplerinden kolayca ayırt edilmesi gerektiğine karar verdi. Ve bunun ardından, 18 Temmuz 1919 günü, etabın saat 02:00’daki startından hemen önce yarışı lider olarak sürdüren Fransız Eugène Christophe Fransa Turu’nun ilk sarı mayosunu sırtına geçirdi.

O zaman için yarış liderine giydirilen bu mayo yalnızca onu rakiplerinden ayırmanın bir yoluydu, ancak bisiklet sporunun en efsanevi ikonlarından birinin ortaya çıkış anını simgeliyordu.

Bir devrimden (mi) bahsediyorsun…

Sarı mayonun ortaya/sahneye çıkışı aşamalı ve kısmen tartışmalı (ne de olsa bisiklet sporundan bahsediyoruz) bir süreçti. Nitekim Fransa Turu tarihçisi Barry Boyce da konuyu araştırırken çokça zaman harcadı.

Barry Boyce, Fransa Turu’nun ilk zamanlarında, bugünkünden çok daha küçük pelotonlar olduğunu ve yarış liderinin koluna yalnızca yeşil bir bant taktığını söylüyor: “Ancak yarışın bilinirliği ve katılımcı sayısı arttıkça gazeteciler ve yarışçılar yolda lideri ayırt edemediklerine dair söylenmeye başladılar. Belçikalı Philippe Thys’in 1913’te yarışta liderken sarı bir mayo giydiği söyleniyordu ve bir ihtimalle 1919’dan altı yıl önce sarı mayonun pelotona girmiş olduğunu gösteriyor. Ancak bu oldukça tartışmalı bir konu.”

Boyce’un devamında söyledikleri şöyle: “Desgrange yarış liderini ayırt edebilmek için bir mayo fikriyle çıkageldi ve mayonun rengi çoktan belliydi. Çünkü bu renk, yarışın basın sponsoru ve günümüzdeki L’Équipe gazetesinin halefi olan L’Auto-Vélo’nun sayfalarının rengiydi.”

Modern pelotonu simgeleyen aerodinamik, parlak ve gösterişli kıyafetlerin; sarkık ve yünden yapılma mayolar giymiş olan Christophe ve çağdaşlarına epey yabancı görüneceğine hiç şüphe yok!

Eskiden yarış sırasında kıyafet değiştirmek bir ceza alma sebebiydi. Sporcular, hem göğüs kısmında hem de arka tarafında cepleri olan uzun kollu mayolar kullanıyorlardı. En azından giydikleri mayoların oldukça rahat olduğu söylenebilir, çünkü resmi yarış mayolarının bilinen ilk üreticisi olan Rhovyl aynı zamanda bir iç giyim üreticisiydi.

Christophe’un bu yeni mayodan pek de etkilendiğini söyleyemeyiz. Bu mayo yüzünden, yarışı izleyenlerin kendisine gülmesinden ve ona ‘kanarya’ diye seslenmelerinden şikâyetçiydi. Dahası, Fransızların gündelik konuşma dilinde kuş için kullandıkları cri-cri artık onun lâkabı olmuştu. Fakat Christophe’un tüm bu yakınmalarına rağmen sarı mayo uygulaması devam etti ve 1940 yılında Desgrange’ın hayatını kaybetmesine kadar herhangi bir değişikliğe uğramadı. Henri Desgrange’ın ölümünden sonra ise isminin baş harflerinin (HD) mayoya eklenmesine karar verildi. Bugün de sarı mayonun bel hizasında sağ tarafta bu detayı görmek mümkün.

1951’de Le Coq Sportif’in resmi üretici olmasının ardından Fransa Turu’nun ikinci mayosu sahneye çıktı: Yeşil mayo.

Boyce’un yeşil mayo ile ilgili anlattıkları önemli: “1952 yılında Fausto Coppi diğer tüm yarışçılara öyle bir fark attı ki neredeyse herkes yarıştan çekilecekti. Bunun ardından organizatörler 1953’te Fransa Turu’nun 50’nci yılı onuruna yeşil mayo uygulamasını başlatmaya karar verdiler. Sporcuların yarışı terk etmesini önleyecek bir şey arıyorlardı ve yarışçılara etaplarda elde ettikleri derecelere göre puan ve bu puanlara göre bir mayo vermeye başladılar. Bu arada, yeşil rengin seçilmesinin sebebi mayoya sponsor olan çim biçme makinesi üreticisi La Belle Jardinière’in renklerinin yeşil olmasıydı.”

İlk yeşil mayonun sahibi İsviçreli Fritz Schär oldu. Ancak bugünkü sistemin aksine, etaplarda yüksek derece elde edemeyen yarışçılar ceza puanları alıyorlardı. Aslına bakarsanız oldukça düşük puanlarla nihai kazanan belirleniyordu.

Renklerini göstermek…

Mayoların anlamı yalnızca belirli klasmanları simgelemekle sınırlı değildir. The Tour de France: A Cultural History kitabının yazarı ve Indiana’daki Ball State Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Christopher Thompson’a göre: “1930-61 ve 1967-68 yılları arasında Fransa Turu ulusal takımların yarıştığı bir formata sahipti ve yarışa katılan takımlar -özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde yükselen milliyetçilik dönemlerindeki gibi- aşırı milliyetçiliğin ve şovenizmin sembolleri haline geldiler. Klasman mayoları bir yana; yarışa katılan takımların formaları ulusal kimliğin sembolleri haline geldiler.”

Thompson ekliyor: “Ulusal şampiyonların mayoları ulusal gururla da güçlü bir şekilde ilişkilidir. Ulusal şampiyonalar geleneksel olarak Fransa Turu’nun başlamasından hemen önce koşulurlar –bu bir tesadüf değildir. Yarışçılar yeni mayolarını göstermek ve insanları gururlandırmak isterler.”

Savaş sonrası yıllarda Fransa Turu yavaş yavaş, savaşın paramparça ettiği Fransız halkı için üstesinden gelinen zorluğun bir sembolü ve ulusal kimliği tanımlayan bir araç olmaktan çıkıp daha ziyade ticari bir spor organizayonu hâlini aldı.

Thompson’ın bu söylediklerini de eklemekte fayda var: “Diğer mayoların arkasındaki motivasyon genel klasman için iddialı olmayan takımların da yarışa katılmasını sağlamaktı. Bu mayoların varlığı halkın ilgisini sürekli kılmak için iyi bir yoldu ve aynı zamanda sponsorlukların da önünü açıyorlardı. Zamanla, bisikletle ilgisi olmayan sektörlerden de ticari destekler gelmeye başladı. Sponsor oldukları yarışçıların iyi performanslar sergilemesini istediler. Bir mayoya sponsor olduğunuzda sözümona kusursuzluğu ve mükemmeliyeti destekliyordunuz; insanlar bunun için para ödemekten kaçmazlar…”

Puantiyenin sahneye çıkışı

Fransa Turu mayolarının ortaya çıkışındaki önlenemezliğe karşın, kırmızı benekli mayonun izlediği yol biraz dolambaçlıydı.

Boyce: “Her şey L’Auto-Vélo’nun 1905 yılında René Pottier’i en iyi tırmanışçı seçmesiyle başladı. Pottier, Fransa Turu’nun ilk büyük tırmanışı olan Ballon d’Alsace’da zirveye varan ilk isim olmuştu. Ancak tırmanış klasmanı resmi olarak ilk kez 1933 yılında yarışa dâhil oldu ve Vicente Trueba tarafından kazanıldı. Ancak İspanyolun acınacak haldeki zirve inişi yüzünden, deyim yerindeyse bu dağ keçilerini daha da cesaretlendirebilmek adına zaman bonusları ile ilgili düzenlemeler yapıldı.”

“Kırmızı benekli mayonun ilk uygulandığı yıl ise 1975’ti. Belçikalı yarışçı Lucien Van Impe mayoyu sırtına geçirmeyi başardı. Peki neden kırmızı benekler? Mayonun başlangıçtaki sponsoru Chocolat Poulain’di ve sattıkları gofretin ambalajı beyaz üzerine kırmızı benekliydi.”

Günümüz Fransa Turu’nun dört mayosundan sonuncusu beyaz mayo! Geçen yıl (2013) Nairo Quintana’nın omuzlarındaki yolculuğu da en az kendi hikâyesi kadar karmaşıktı.

Thompson beyaz mayonun her zaman en iyi genç yarışçıyı nitelendirmediğini ortaya koyuyor: “Beyaz mayo 1968’de kullanılmaya başlandı, ancak o zamanlar için diğer sınıflandırmalarda en üst sırada olan yarışçı tarafından, yani kombine klasmanın lideri tarafından giyiliyordu.”

1975 yılına gelindiğinde beyaz mayo en iyi genç yarışçıyı temsil edecek şekilde değiştirildi. Aynı yıl iki etap galibiyetinin ardından İtalyan yarışçı Francesco Moser mayoyu evine götüren isim oldu. Devamında seçim kriterlerinde bazı küçük değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklere göre sadece profesyonelliğe yeni adım atmış ya da Fransa Turu’na ilk kez katılan yarışçılar beyaz mayoyu kazanabileceklerdi. Ancak 1987’de beyaz mayo mücadelesi bugünkü formatına evrildi: Genel klasmanda 26 yaş altında en iyi sıradaki yarışçıya verilen ödül.

Fakat tüm bu değişiklikler kombine klasman için tamamen bir son anlamına gelmiyordu. Thompson: “1980’de (5 yıllık aranın ardından) kombine klasman yeniden uygulanmaya başlandı ve diğer klasmanları temsil eden yamalardan oluşan bir mayoyla ödüllendirildi.” Thompson’ın bahsettiği bu mayo sarı, beyaz, yeşil, kırmızı ve puantiye yamalardan oluşan fazla süslü bir tasarımdan ibaret.

Kombine mayonun sağ omzundaki kırmızı yama daha önce ara sprint klasmanı için verilen ancak artık var olmayan bir mayoyu temsil ediyor. 1971’den itibaren uygulanan, 1974’te Barry Hoban’ın kazandığı bu mayo mücadelesi, puan klasmanının gelişimiyle birlikte nihayet gereksiz hale geldi ve kombine mayoyla ortak sonu paylaştı.

Modern dönem

Thompson : “1989’da, dönemin yarış organizatörü Jean-Marie Leblanc klasman sayısını azaltmaya karar verdi. Çünkü ona göre bu durum yarışçıları doping yapma konusunda teşvik ediyor ve cesaretlendiriyordu. Mayoların sayısı ne kadar çoksa yarışçılar için para kazanılacak yol da o kadar çoğalıyordu ve neticede, daima sert bir şekilde yarışmaları konusunda sporcular üzerinde bir baskı oluşuyordu.”

Ara sprint, kombine ve genç yarışçı (ilk haliyle) mayolarının hepsi yok oldu. Yine de beyaz mayo 2000 yılında Nike destekli bir resmi yarış mayosu olarak duyurulmasına kadar sönük bir şekilde varlığını sürdürdü.

Sonunda bugünün dört ana unsuruna ulaştık: Sarı, kırmızı benekli, yeşil ve beyaz. 2012’de mayoların üretimi yeniden geçmişteki sponsor Le Coq Sportif tarafından yapılmaya başlandı. Sanırım bunu ‘günümüz mayoları ile kendi geçmişleri arasında kurulan zarif bir bağ’ olarak tanımlamak yanlış olmaz.

Thompson mayoların renklerinin, ahenginin ve hikâyelerinin; toplum ve bisikletçiler için birer referans noktası olduğu sonucuna varıyor: “Bu mayolar şimdiki efsanelerle önceki nesiller arasında bir bağ kuruyorlar ve bizleri tarihteki unutulmaz anlarla, zaferlerle ve yarışçılarla buluşturuyorlar… Ne de olsa bütün bunlar olup biterken, onlar hep aynı mayoyu giydiler.”

 


 

*Bu yazı, Josh Cunningham dergisi tarafından hazırlanmış ve 04.07.2016 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır.

http://www.cyclist.co.uk/in-depth/1409/history-of-the-tour-de-france-jerseys

*İngilizce aslından çeviren, Ali Sinan Deniz.

Ali Sinan Deniz

Yazı ve çeviri işleri...

Benzer İçerikler