Yazı

Maglia Nera: İtalyan Bisiklet Tarihinin Altın Çağında Anti-Kahramanlar Tarafından Yazılmış Bir Sonunculuk Hikâyesi

Maglia Nera… Türkçe ifadesiyle siyah mayo! 1946-51 yılları arasında İtalya Bisiklet Turu’nda yasal bir klasman olan sonunculuk için verilen mayonun adı. Çok kısa bir süre hayatta kalmış olsa da; anlattığı şeylerin ömrü kadar az olduğunu söylemek yanlış olur. Çünkü siyah mayo, sonunculuğun öyküsü olduğu kadar, savaş sonrası dönemin getirdiği fakirliğin de öyküsüdür, bir yanıyla İtalya Bisiklet Turu’nun en koyu hâlidir, bir rivayete göre ise faşizme karşı duruşun bir simgesidir, Totò al Giro d’Italia’dır, ya da bir su tankının içine gizlenmiş kurnaz bir bisikletçinin şaşkın bakışlarıdır… Ve ironik bir şekilde siyah mayo aslında İtalyan bisiklet tarihinin altın çağında anti-kahramanlar tarafından yazılmış bir sonunculuk hikâyesidir.

Siyah mayonun öyküsünü anlatmaya İtalyanca bir kelimenin tercümesini yaparak başlamak en doğrusu sanırım:

gregario [gre-gà-rio] agg., s. (pl.m. –ri)
*s.m. (f. –ria)
1 Chi si aggrega e segue le direttive di altri
2 sport. Nel ciclismo, corridore che ha il compito di aiutare il capitano della squadra

Gregario! Bisiklet sporunda, takım liderine yardım eden yarışçı, takipçi. Yani yol bisikletindeki domestiklere İtalyanların verdiği ad! Takım liderlerinin hedefe ulaşabilmesi için gereken tüm fedakârlıkları yapan ve belki de kariyeri boyunca bir takım liderinin gölgesinde yaşayan görev adamları… Domestikler, ya da İtalyanların onlara verdiği isimle gregariolar, İtalya Bisiklet Turu organizatörlerinin siyah mayo klasmanını yarışa dâhil etmelerinde ana etken oldular.

Savaş sonrası dönemin İtalya’sında bisiklet sporunun önemi büyüktür. Avrupa’yı baştan sona etkileyen II. Dünya Savaşı’nda hiç de azımsanamayacak kayıplar vermiş olması, savaşın ardından yaşanan fakirlik ve rejim problemleri İtalya’yı da derinden etkilemiştir. 1941-45 yılları savaş koşulları nedeniyle İtalya Bisiklet Turu’na da zorunlu bir ara verilmiş, yarış tekrar koşulmaya ancak 1946 yılında başlayabilmiştir. İtalya Bisiklet Turu’nun, böylesi bir ortamda birçok İtalyan’ı yaşadığı sıkıntılardan uzaklaştırması ve tüm ülkeyi pembe gazete sayfalarındaki bisiklet yarışı haberlerine odaklamış olması da oldukça kıymetlidir. Bir diğer önemli nokta ise, İtalyan bisiklet tarihinin en büyük ve en görkemli mücadelelerinin bu savaş sonrası dönemde yaşanmış olmasıdır. İtalya’da bisiklet sporunda altın çağ olarak adlandırılan bu dönemin en ironik ayrıntılarından biri ise maglia nerayani siyah mayonun yarışa dâhil edilmiş olmasıdır.

Zamanın proleter sporlarından biri olan bisiklet, sporculara yaşattığı onca acı ve işkencenin karşılığında oldukça cılız ve yetersiz bir gelir sunuyordu –ki bisiklet sporunun bu niteliği uzunca bir süre değişmedi. Bir gregario, yarıştığı takımın liderine belki de bütün kariyerini adamasına rağmen, geçinebilmek için çoğu zaman ek başka işler de yapmak mecburiyetindeydi. Savaş sonrası dönemin getirdiği fakirlik de dikkate alınınca, bir gregarionun ya da sıradan bir yarışçının tüm bu yokluğa katlanmasının tek bir sebebi olabilirdi; bisiklet sporuna olan tutkusu! İşte bu eşsiz tutkuyu onurlandırmak isteyen İtalya Bisiklet Turu organizatörleri hem yarışa katılan -ve belki de bir defa bile adını gazetelerde görmediğiniz- yarışçılar için farklı bir heyecan yaratmak; hem de arka sıralardaki yarışçıların bir para ödülü ve üne sahip olabilmelerini sağlamak için 1946’da siyah mayo klasmanını yarışa dâhil ettiler. Yeni düzenlemeye göre, yarış sonuncuları siyah mayoyu sırtlarında taşıyacaklardı.

&

Bisiklet yarışlarında kullanılan klasman mayolarının tasarım ya da renklerine bakıldığında kiminin bir gazete sayfasının renklerinden, kiminin ise bir sponsorun logosundan müteşekkil olduğu görülebilir. Peki, İtalya Bisiklet Turu’nun sonunculuk mayosunun rengi olan siyah neyi ifade ediyordu?

Bu konuda iki izlek mevcut: Birincisi 1920’lere uzanırken, diğeri ise 1940’lardaki faşist rejime göndermede bulunuyor. Sonunculuk mayosuna verilen rengin siyah olmasının muhtemel sebeplerinden ilki; Giuseppe Ticozzelli adında bir İtalyan futbolcudur. Ticozzelli, 1914-35 yılları arasında sürdürmüş olduğu futbolculuk kariyerinin ortalarında, ilginç bir şekilde 1926 İtalya Bisiklet Turu’nda bireysel olarak yarışmaya karar vermiş ve bir futbolcu olmasına rağmen oldukça zorlu bir bisiklet yarışına katılmıştır. Yarışın ilk üç etabında gösterdiği performans sayesinde çok sayıda bisiklet sporu hayranının ilgisini çekmeyi başaran Ticozzelli, dördüncü etapta kendisine bir motosiklet çarptığı için ciddi şekilde yaralanmış ve yarışı terk etmek zorunda kalmıştır. Ticozzelli’yi İtalyanların gözünde farklı bir noktaya taşıyan şey ise, yaptığı kazadan sonra aldığı ciddi yaralara rağmen hastaneye gitmek yerine bir restorana gidip yarışı takip etmeye devam etmesidir. Bisiklet sporuna duyduğu ilgi ve karşı koyamadığı yarışma tutkusu, onun İtalyan bisiklet tarihinde özel bir yere sahip olmasını sağlamıştır. Ve Giuseppe’nin gösterdiği azim, bisiklete olan tutkusu, yarışı terk etmek zorunda kalsa bile hâlâ heyecanla yarışta neler olup bittiğini izlemeye çalışması onu İtalyanların gözünde unutulmaz bir isim haline getirmeye yetmiş ve artmıştı bile; tabii ki sırtındaki “siyah” futbol formasıyla birlikte…

Casale Futbol Takımı 1913-14

Ticozzelli ile siyah mayonun hangi noktada birbirine temas ettiğine gelince; Ticozzelli, yarışa katıldığı 1926 yılında, İtalya’nın Casale kulübünde futbol oynuyordu. İtalya Bisiklet Turu’nda yarıştığı süre boyunca ise, üzerine bir bisiklet forması giymek yerine, oynadığı futbol takımının formasını giymişti. Casale futbol takımının forması siyah fon üzerine göğüste beyaz bir yıldızdan oluşuyordu. Organizatörlerin 1946’da uygulamaya koydukları sonunculuk mayosunu siyah olarak seçmelerindeki ilham kaynaklarından biri Ticozzelli’nin 1926’da sırtında taşıdığı işte bu formaydı… Organizatörlerin siyaha yönelmesinin bir diğer sebebi ise üstü örtülü ince bir göndermeden ibaret! İtalya’da hüküm süren faşist yönetim süresince, siyah renk faşizmin simgelerinden biri olmuştu. Siyah, 20 yıl boyunca faşistlerin sahiplendiği bir renk; neredeyse bir üniformaydı. İtalya Bisiklet Turu’nun 1946-89 yılları arası organizatörlüğünü yapan ve uluorta bir anti-faşist olduğu bilinen Vincenzo Torriani’nin ise, sonunculuk mayosuna siyah renk vererek faşistlere politik bir gönderme yaptığı söylenir.

Benito Mussolini, Kara Gömlekliler Lejyonu olarak anılan İtalyan Ulusal Muhafızları ile… Roma 1922.

Kısa Tarihinde Yalnızca 5 İtalyan Yarışçı Siyah Mayoyu Sırtına Geçirebildi…

Siyah mayo bizi ilk olarak, İtalya’nın kuzeyinde Tortona kasabasında fakir bir ailenin yedi erkek çocuğundan en küçüğü olarak dünyaya gelen bir isme götürüyor, hatta siyah mayoyla özdeşleşen bir isme: Luigi Malabrocca! Malabrocca siyah mayoyu verildiği ilk sene olan 1946’da ve sonrasında 1947’de kazanmayı başarmış bir isim. Luigi’nin soyadını duyanların verdiği ilk tepki de genellikle aynı: “Pek de İtalyan soyadı gibi değil!” Pedalare Pedalare kitabının yazarı John Foot’un yaptığı araştırmaya göre günümüzde İtalya’da bu soyadına sahip yalnızca üç kişi var. Ve bir diğer ilginç ayrıntı da; Luigi’nin soyadının sonunculuğa oynayan bir yarışçı için nasıl da kusursuz bir seçim olduğu! Şöyle ki; “Mala” İtalyancada hasta anlamına gelen malato’nun kısaltması sayılabilecek bir kelime, “Brocca” ise yeteneği az olan kimse anlamına gelen brocco’yu çağrıştırıyor.. Üst üste iki yıl siyah mayoyu sırtına geçirmiş ve bir üçüncü zaferi de kıl payı kaçırmış bir bisikletçi için Malabrocca soyadının ününe ün katmasına şaşırmamak gerek.

Luigi Malabrocca

Malabrocca’nın siyah mayo zaferlerinin temelinde yatan sebep, onun kötü, vasat ya da yeteneksiz bir bisikletçi olması değil, siyah mayonun ona getireceği para ödülüne ve belki de şöhrete ne denli ihtiyacı olduğuydu. Dönemin büyük bisikletçilerinden Fausto Coppi’nin de yakın arkadaşı olan Malabrocca’nın kariyerine baktığınızda bazı yarışlarda iyi derecelere sahip olduğunu, özellikle de bisiklet sporunun zor disiplinlerinden biri olan Cyclocross‘ta iki kere İtalya şampiyonu olduğunu görürsünüz. Ancak tarihler 1946 yılını gösterdiğinde Malabrocca, verilecek para ödülünün de cazibesine kapılarak sahip olduğu tüm beceriyi sonunculuk yolunda kullanmaya karar vermişti.

Bir Grand Tour’da sonuncu olmak kolay bir şey değildir. Evet kulağa biraz garip geliyor ancak 3 hafta süren, yaklaşık 20 etaptan oluşan, insanoğlunun sahip olduğu fiziksel sınırları zorlayan mesafelerin kat edildiği, yarıştığınız takımda yerine getirmeniz gereken diğer birçok görevin olduğu ve rakiplerinizle amansız bir süre hesaplama mücadelesine girdiğiniz bir ortamda sonuncu gel(ebil)mek ince bir iştir. Malabrocca’nın bu uğurda yaptıkları fazlaca efsaneleşmiş olacak ki, onunla ilgili anlatılanların hangisinin gerçek hangisinin gerçek dışı olduğunu kestirmek biraz güç. Yarışta kendi lastiklerini patlatması, bitmek bilmeyen mekanik molalar vermesi, yarışın geçtiği kasaba ve köylerde verdiği kahve araları, son kilometrelere girildiğinde yarış hakemlerini bile çıldırtan ağırdan almaları gibi… Malabrocca’nın -yarış devam ederken bile- bisiklet tutkunlarını kırmayıp onlarla oturup sohbet ettiği, yemekler yediği biliniyor. Ne de olsa hedefe giden yolda geri çevrilemeyecek kadar tatlı teklifler bunlar. Sonuncu olmaya çalışmak böyle bir şey olsa gerek! Malabrocca, sonunculuğu elde edebilmek için gerekli olan tüm taktikleri ve kurnazlıkları uygularken yalnız da sayılmazdı. Polis olan kuzeni de, ona finiş ve diğer zaman hesaplarında yardımcı oluyordu. Yarışın birçok etabında öyle geriden geliyordu ki, o finişe varmadan önce yollar trafiğe çoktan açılmış oluyordu.

1946 ve 1947 yıllarında kazandığı siyah mayo, Malabrocca’ya ün ve göreceli de olsa para getirdi. Ünü arttıkça halk tarafından sevilen bir figür haline geldi. 1948 yılında ünlü İtalyan komedyen Totò ile birlikte Totò al Giro d’Italia filminde küçük bir rol bile aldı. Aslında bu şöhret -bazılarına göre kötü bir şöhret olsa da- siyah mayofikrini ortaya atan organizatörlerin bile tahmin ettiklerinden fazlaydı.

Soldan Sağa: Gino Bartali, Giordano Cottur, Totò and Fausto Coppi.

Aslında Malabrocca’ya herkesin sempatiyle baktığı söylenemez. İçinde yüzden fazla sporcunun mücadele ettiği bir yarışta onun yaptıklarını kabul edilemez bulan ve tepkisini dile getiren çok sayıda insan oldu. Onun ve dolayısıyla siyah mayo uygulamasının, yarıştaki genel klasman mücadelesini değersiz hale getirdiği, sporun doğasındaki savaşçı ruhu zayıflattığı söylendi. Hatta kendisine alaycı gözlerle bakanlar oldu. Ancak asla unutulmaması gereken bir şey var ki; o da Malabrocca’nın bisiklet sporuna olan tutkusu ve bu sporun cefasını çeken yarışçılardan olduğudur. 1946’da, yetmiş yarışçıyla birlikte Trieste yakınlarında -etabı tamamlayabilmeleri için- US ordu kamyonuyla yolculuk ederken bile, içinde taşıdığı bisiklet aşkının ona güç verdiğine hiç şüphe yok!  Malabrocca, her ne olursa olsun hikâyeleri bugün bile anlatılan, adına tiyatro oyunları yazılmış bir bisikletçi! 2006’da hayatını kaybetmesinin ardından La Gazzetta dello Sport’ta onun anısına şu değerli cümleler yazılmıştı: “Luigi Malabrocca İtalyan bisiklet tarihinde eşsiz bir figür ve romantik dönemin özel adamlarından biri. Onun gibi adamlar ölürler ama asla aramızdan ayrılmazlar.

Luigi Malabrocca’nın belki de en güzel fotoğrafı… Sırtında bisikleti ve çatıdaki kedi ile birlikte!

1948 yılına gelindiğinde siyah mayo çok daha farklı bir ismi ağırlıyordu. Luigi Malabrocca’nın iki yıl üst üste elde ettiği zaferin ardından, hiç beklenmedik bir isim siyah mayonun sahibi oluyordu: Aldo Bini. 1946’da uygulamaya konulmasının ardından siyah mayo artık daha bilinir ve uğrunda çok sayıda yarışçı tarafından planlar yapılır hâle gelmişti. Aldo Bini, 1930’larda pembe mayo mücadelesi yapacak kadar üst sınıf bir bisikletçiydi. Onun siyah mayo sahibi olması kulağa biraz garip gelebilir. Bini’nin kariyerine baktığımızda İtalya Bisiklet Turu’nda etaplar kazandığını, bisiklet sporunun anıtsal klasiklerinden Giro di Lombardia’da zafere ulaştığını görürüz. Hatta Aldo Bini’nin, Giro del Piemonte’de efsanevi yarışçı Gino Bartali’ye karşı galip gelmişliği bile vardır. Ancak ne yazık ki Bini, 1948’de İtalya Bisiklet Turu’nun henüz başlarındayken karıştığı bir kazada sağ elini kırmış ve o halde yarışmaya devam etmiştir. Sağ elindeki sakatlığın onu dağlık etaplarda kimi zaman bisikletinden inip yürümeye zorladığı söylenir. Onun sonunculuğunu açıklayan sebep gayet açık; ancak bu durumda bile yarışa devam etmesi, son güne kadar savaşması hem Aldo Bini’ye hem de 1948 yılının siyah mayosuna apayrı bir anlam yükler…

Aldo Bini

Üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçmişken, siyah mayo ile ilgili anlatılanları okumak ve yaşananları hayal etmek biraz keyifli gelebilir ancak bir yarışçının gözünden bakıldığında siyah mayo mücadelesi pek de eğlenceli değildir. Eğlenceli olması gerekmiyor tabii ki! Bir bisikletçi için sonunculuk mücadelesini niteleyen doğru kelime belki de “sıkıcı”dır. Bir bisiklet yarışında, yarışçılar belli bir tempoyla ve genelde grup olarak sürüş yaparlar. Yarışı yerinde izleyen birçok bisiklet sporu tutkunu için de günün en güzel anı pelotonun olağanca görkemiyle önlerinden akıp gitmesidir. Yaklaşık 15-20 saniye süren bir adrenalin patlaması… Ve bir yarışçı için bu sporun en büyük hazlarından biri de parkurda toplanmış binlerce bisiklet yarışı izleyicisinin coşkulu çığlıklarını işitmek, seyircilerin bazen çizgiyi biraz aşarak da olsa sevgi gösterilerinde bulunduklarına şahit olmaktır. Ancak siyah mayoyu kazanmak için mücadele eden bir bisikletçi olduğunuz zaman pelotonda kendinize bir yer bulamayabilirsiniz. Çünkü sizin yarışınızın gereği arkada olmaktır. Ön tarafta gerçek bir yarışı sürdüren bisikletçiler haklı olarak bütün seyircilerin coşkusunu paylaşma şansına sahip olurlar. Heyecanlı kalabalıkların kalbinden geçerler. Fakat etabı sonuncu bitirme amacındaki bir bisikletçi, çoğu zaman parkuru yalnız başına veya bir iki bisikletçi ile birlikte tamamlar. Parkurdan geçişi sırasında seyirciler, o yeri göğü inleten coşkulu kalabalık çoktan gitmiştir. Hatta yol trafiğe açılmış ve araçlar yollara dökülmüştür. Herhangi bir mekanik problem yaşadığında onunla duracak bir takım arkadaşı da yoktur. Arka sıralarda olmak; yalnız olmak demektir…

&

1949 İtalya Bisiklet Turu, iki efsanenin kıyasıya mücadelesiyle, Fausto Coppi’nin Gino Bartali’nin 23 saniye önünde pembe mayo zaferine ulaşmasıyla hatırlanır. İkilinin bu mücadelesi bugün bile yazılmakta olan bisiklet kitaplarına, köşe yazılarına ya da makalelere ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Ancak 1949 yılını özel kılan bir diğer düello da, pembe mayoda Coppi ve Bartali yanında, çok daha gerilerde siyah mayoda Malabrocca ve Carollo düellosudur. İçinde kurnazlıklar, taktikler, saklambaç oyunları ve abartılar barındıran bir düello!

Sante Carollo

Malabrocca’nın 1946 ve 1947’deki siyah mayo zaferlerinden sonra 1949’daki geri dönüşü –sahip olduğu tecrübeyi de hesaba katarsak- sonunculuk yarışında zafere ulaşan ismin kendisi olacağı yönündeki beklenti ve yorumları da beraberinde getirmişti. Fakat Sante Carollo’nun ortaya çıkışı ve ikili arasında yaşanan rekabet birçok kişiyi şaşırtmayı başardı. Aslında Sante Carollo, üst düzey bir yarışçı olmaktan çok uzakta bir bisikletçiydi ve 1949 yarışında yer alması da planlı bir durum olmaktan çok bir zorunluluktu. İtalyan bisikletinin büyük isimlerinden Fiorenzo Mangi’nin gıda zehirlenmesi yüzünden yarış kadrosundan çıkarılmasının ardından Carollo da kendisine Willier-Triestina takımında bir yer bulmuştu. Tepelerdeki mücadeleye ortak olamayacak diğer birçok bisikletçi gibi Carollo da sonunculuğun sağladığı ün ve az da olsa paranın cazibesine kapılmıştı. Ancak Malabrocca gibi bir taktisyen ve kurnazın içinde olduğu bir sonunculuk yarışında zafere ulaşmak kolay olmayacaktı. Bartali ve Coppi son sürat birincilik mücadelesi yaparken, Malabrocca ve Carollo ise daha yavaş bir şekilde sonunculuk mücadelesine tutuştular. İkilinin bitmek bilmeyen molaları, görevlileri bile bıktıran yavaş sürüşleri, yarış komiserlerinden saklanma çabaları yarış boyunca devam etti. Çoğu etapta Broom Wagon‘un hemen önünde yer alıyorlardı. İnce hesaplar da cabası: Carollo’nun kollarında iki tane kocaman saat takılıydı, karışık zaman hesaplamalarının bir parçası olarak! Ancak Malabrocca ile mücadele etmek gerçekten zordu. Malabrocca’nın sonunculuk uğrunda yapabileceklerini göstermesi bakımından kıymetli bir hikâye ise şöyle: Etaplardan birinde, bir çiftçi Malabrocca’yı -Carollo’dan saklanmak için- kendi su tankının içinde gizlenirken gördüğünde ona “Burada ne yapıyorsun?” diye sorar. Malabrocca’nın şaşkın çiftçiye verdiği efsanevi cevap ise “Giro’da yarışıyorum!”dur. O dönemlerde yapılan yarışlarda bugünkü gibi gözlem ve tâkip imkanları olmadığı için yarışçılar bu tür saklambaç oyunlarına başvurabiliyordu. Nitekim Carollo ve Malabrocca da bunu son haddine kadar zorladılar.

1949 İtalya Bisiklet Turu’nun son gününe girildiğinde Malabrocca siyah mayo zaferine Carollo’dan çok daha yakındı. Günün sonunda Fausto Coppi pembe mayoda zafere ulaşmış ve 1949 yılı şampiyonluğunu kazanmıştı. Siyah mayo mücadelesinde ise Malabrocca, elinde olan avantajı kesinleştirmek için biraz daha zaman kaybetmenin iyi olacağını düşünmüş ve Fausto Coppi etabın bitişinde zafer kutlamalarını yaparken, o yerelden birkaç arkadaşıyla bir barda vakit öldürmeye karar vermişti. Hatta içlerinden birinin oltasını görmek için evine bile uğradığı söylenir. Malabrocca, bu sefer zaman kaybetme işini biraz abartmıştır ve günü, etap galibinin yaklaşık iki saat gerisinde tamamlar. Ancak finişe ulaştığında ortada hiçbir yarış komiseri ve zaman tutucu yoktur. Günlerdir Carollo ve Malabrocca’nın gecikme taktiklerinden bıkmış olan yarış görevlileri, Malabrocca finişe ulaşmadan çok önce görev yerlerini terk etmişlerdir. Sonrasında yapılan hesaplamalarda Malabrocca’nın etap süresi pelotonunkiyle aynı tutulur ve siyah mayo yarışında son güne önde giren Malabrocca -biraz da abartılı taktiklerinin cezasını çekercesine- mücadeleyi kaybeder. Kazanan bellidir: Sante Carollo! Malabrocca bu yenilginin ardından bir daha İtalya Bisiklet Turu’na katılmaz ve yakın zaman sonra bisiklet sporunu bırakır.

Emekli olduktan sonra Malabrocca ile yapılan röportajdan bir bölüm:

Malabrocca ve Carollo’nun unutulmaz mücadelesinin ardından siyah mayo rekabeti bir daha hiçbir zaman bu denli bir heyecana sahne olmadı. 1950 yılında İtalya Bisiklet Turu’nda sonunculuğa ulaşan isim Mario Gestri oldu. Toplamda 4 kez İtalya Bisiklet Turu’na katılan Gestri ile ilgili olarak, özellikle yarıştığı dönemden sonrası için çok fazla bilgi yok. Çünkü Gestri, belki de hakkında yazılacak birçok hikâye olabilecekken, genç bir yaşta, 29’unda bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Maglia Nera hikâyelerinin sonu gelmese de, hakkında tiyatro oyunları ve kitaplar yazılmış olsa da, mayonun ömrü pek uzun olmadı. 1951, Maglia Nera’nın verildiği son yıldı. Organizatörlerin bu uygulamaya son vermesinin en büyük sebebi, yarışçıların kendisinden gelen şikayetlerdir. Basında zaman zaman siyah mayo karşıtı görüşler yer alsa da, uygulamaya son veren asıl gelişme yarışçıların siyah mayonun emeği ve başarıyı yüceltmediği yönündeki eleştirileri olmuştur. İkincil sebep olarak da halkın siyah mayoya olan ilgisini kısmen kaybetmiş olması sayılabilir. Verildiği son yıl olan 1951’de, İtalya Bisiklet Turu’nu sonuncu bitiren Giovanni Pinarello ise kendi hikâyesini çok sonraları yazacak ve profesyonel pelotona damgasını vuran Pinarello markasını yaratacaktı. Giovanni, 1951 yılında siyah mayoyu kazanmasının kendisine sağladığı parayı aldıktan sonra bisiklet sporunu bıraktı ve hep hayalini kurduğu kendi bisiklet dükkânını açarak ticarete atıldı. Yakın bir zamanda hayatını kaybeden Giovanni Pinarello’nun öyküsü ise, sonunculuktan yola çıkıp bugün dünyanın en prestijli bisiklet markasını yarattığı uzun yıllarda yazılacaktı…

Giovanni Pinarello üzerinde siyah mayo ile birlikte… (1951)

Yıllar yılların ardından… 2008 yılına gelindiğinde, İtalya Bisiklet Turu organizatörleri herhangi bir para ödülü olmaksızın siyah mayoyu yeniden uygulamaya koymak isteseler de, UCI’ın (Uluslararası Bisiklet Birliği) bazı engelleri yüzünden bunu başaramadılar. UCI mevzuatının engellerine takılan organizatörler, bir klasman mayosu olmasa bile, farklı bir yolla sonunculuğu onurlandırmak ve maglia nera’nın anısını yaşatmak için siyah numara uygulamasını yarışa dâhil ettiler. Buna göre, yarışı sonuncu sırada götüren yarışçıların sırt numaraları beyaz fon üzerine siyah yerine, siyah fon üzerine beyaz olarak yazılacak ve sonunculuğun rengi siyah; farklı bir şekilde de olsa pelotonda kendisine bir yer bulacaktı… Günümüzde herhangi bir Grand Tour’da sonunculuğa ilişkin hiçbir uygulama yok! Ne var ki bisiklet sporu hayranları belki diğer hiçbir sporda olmadığı kadar geçmişle iç içe yaşarlar. Bisiklet tutkunlarının bu sporun geçmişine olan saygıları ve düşkünlükleri sayesinde, İtalya ya da Fransa Bisiklet Turu’nun sonuncuları, hâlâ tarihe bir not olarak düşülmeye devam ediyor… Bu da bisiklet sporunun romantizminin bir parçası!

Pedalare Pedalare yazarı John Foot’un söylediği gibi, dünyada, sonuncu olup da şöhret ya da para kazanılan çok az spor vardır. Bisiklet de onlardan birisi. Sonunculuğa bir anlam yükleme arayışının altında ne yattığı çok da önemli olmayabilir. Ama unutulmaması gereken bir şey varsa o da, anti-kahramanların yazdığı hikâyelerin kalplere her zaman bir adım daha yakın olduğu(dur)…

Sevgiler…

 

 


Konu ile ilgili iki ilginç ek daha: Maglia Nera mücadelesini anlatan bir kitap ve “La Leggenda della Maglia Nera / Siyah Mayo Efsanesi” adlı oyunun videosu…

“Siyah Mayo Efsanesi” adlı oyunun videosu:

KAYNAKÇA

FOOT, John, Pedalare Pedalare: A History of Italian Cycling, Bloomsbury Publishing, London 2012

http://crampisportivi.com/2015/12/02/artedi-perdere/

http://www.italymagazine.com/featured-story/giro-ditalia-and-black-jersey-when-losing-makes-you-legend

http://www.ictrilussa.gov.it/vecchio%20sito/stdoc/materiale%20didattico%20secondaria/motoria/La%20maglia%20nera%20del%20Giro%20d%92Italia.pdf

http://www.wheelsuckers.co.uk/profiles/blogs/the-maglia-nera-and-the-race-for-last-place

http://www.museogrigio.it/wp/?p=1242

http://leganerd.com/2015/06/06/la-miglior-maglia-nera-del-ciclismo/

http://www.independent.co.uk/news/people/news/nani-pinarello-cyclist-who-made-his-name-coming-last-in-the-giro-ditalia-then-became-one-of-the-9734561.html

http://italiancyclingjournal.blogspot.com.tr/2008/02/2008-giro-d-italia-black-jersey.html

Ali Sinan Deniz

Yazı ve çeviri işleri...

Benzer İçerikler