Çeviri

Luis Ocaña: Bir Kırılgan Şampiyon

Bir tanrıya öykünmek, kişinin kendi faniliğini tecrübe etmesinin en iyi yoluydu…

Luis Ocaña şimdiye kadar bisiklet üzerinde boy göstermiş en yetenekli yarışçılardan biriydi. Bir bisiklet yarışçısından beklenenin çok çok üstünde işler yapmasına imkân veren form seviyelerine ulaştığı zamanlar oldu. Ancak elde ettiği bütün zaferlerde trajedinin izleri vardı. Bisikletteki profesyonel kariyeri görece kısa olsa da (1970’ten 1973’e sadece 4 yıl) bu süre zarfında imkânsızı başarmaya hazır göründü: Fransa Turu’nda Eddy Merckx’i alt etmek!

60’ların sonu ve 70’li yıllardaki tüm Avrupalı profesyonel yarışçılar gibi, Ocaña’nın da elde ettiği dereceler içinde bulunduğu dönemin şartları dikkate alındığında bir anlam ifade eder. Ve o dönemin şartı da Eddy ‘Yamyam’ Merckx idi. Farklı dönemler farklı mücadelelere sahne olur ve bu dönemde, ‘Yamyam’ tarafından yok edilmek birçok yarışçının ana endişesiydi. 10 yıldan biraz fazla bir süre içinde Eddy tüm zamanların en görkemli derecelerini elde etti. Ancak bunların sadece birer istatistik olmasından da öte, asıl etkileyici olan Eddy’nin stiliydi.  Attığı devasa adımlarla bir insanın neler yapabilecek olduğuna dair algıları tamamen değiştirdi. Deyim yerindeyse, nikâhta pirinç saçar gibi (bir Hıristiyan geleneği) etrafına enerji saçtı.

Ocaña 9 Haziran 1945’te İspanya’da doğdu, gelecekteki ezeli ve büyük rakibi Merckx’ten yalnızca sekiz gün önce. Ailesi, küçük Ocaña henüz on yaşına basmamışken sınırı geçerek Fransa’ya yerleşti. Bisiklet ateşine yakalanması ve sahip olduğu yetenekleri keşfetmesi de uyum sağlamaya çalıştığı bu yeni ülkede gerçekleşmişti.

Luis, Kral Eddy’ye kıyasla daha geç olgunlaştı. Yine de henüz bir amatörken zamana karşı disiplinindeki yeteneğini keşfetti. Profesyonelliğe adım attığı ilk yılda (1968), zamana karşıdaki bu yeteneğini İspanya Şampiyonası’nda kullandı.

Ocaña aynı zamanda doğal bir tırmanışçıydı ve ilk yıllarında birkaç küçük etaplı yarış kazanmak için sahip olduğu tırmanış yeteneğine bel bağladı. Diğer taraftan belli yarışçıların tek günlük yarışlarda ortaya koydukları patlayıcı ivmelenmelerden sakınan mütevazı bir sprinterdi.

Ocaña’nın kırılgan bir yapısı olduğunu da eklemek gerekir. Kolayca hastalanabilirdi ve zaman zaman nedeni açıklanamayan form düşüşlerinin kurbanı olurdu.

Luis Ocaña, Fransa Turu 1971

1971 yılı ile birlikte Ocaña yadsınamaz başarılar elde etmeye başladı. İspanya Turu’ndaki birincilik ve ikinciliğinin yanı sıra kısa etaplı yarışlarda aldığı önemli dereceleri de not etmek gerekir. Ortalama bir bisiklet sporu hayranı için Ocaña gelecek vaat eden üçüncü sınıf bir bisikletçiden fazlası değildi. (İkinci sınıf bisikletçiler ise birinci sınıftaki tek yarışçı olan Eddy Merckx’i gerçek anlamda tehdit edebilecek isimlerden oluşuyordu.). Ancak İspanyol’dan çok daha büyük şeyleri başarması bekleniyordu. Luis’in doğru zamanı kollayan güçlü bir potansiyeli vardı.

Eddy 1971 baharı boyunca manşetleri kaplarken, Ocaña sessiz sedasız Fransa Turu’na hazırlandı. Eddy Fransa Turu’na, ardı ardına yaptığı ataklarla rakiplerine savunma yapmaktan başka çare bırakmayan alışılageldik kabadayı tavrıyla başladı. Ki bu tarzı sayesinde sarı mayoyu gardırobunun demirbaşı haline getirdiğini söylemek yanlış olmaz.

Sekizinci etapla birlikte korkunç derecede dik olan Puy-de-Dôme tırmanışının da içinde olduğu dağlık etaplara nihayet varılıyordu. “Puy” eski bir volkanik dağın zirvesiydi. Bunun haricinde Fransa’nın merkezinde ulusal park alanında muhafaza edilen birçok volkanik tepe de vardı. The Puy-de-Dôme ise yol üzerinde görülebilen az sayıdaki tepeden biriydi. Ve mücadeleye çekicilik katacak herhangi bir şey için sürekli tetikte olan organizatörler yarışın ciddi zirvelerden mahrum kalmaması adına ve tırmanışa biraz heyecan getirmek amacıyla beş km.lik bu işkenceyi daha önce dört beş kez kullanmışlardı.

%10 üzerinde eğime sahip acımasız bir tırmanış ve rotası üzerinde en ufak bir merhamet yok. 3 Temmuz 1971 tarihi, kimse için hiçbir ayrıcalık ve istisna olmadığının kanıtıydı. Ama asıl beklenmeyen şey Kral Eddy’yi sorun yaşarken görmekti. Görüş mesafesini 20 metrenin altına düşüren soğuk sisin içinde, Ocaña inanılmaz bir atakla hızlandı. Birkaç yüz metrelik bir sprint atmak ve fark oluşturmak bir şeydir; oluşturulan farkı koruyabilmek ise başka bir şeydir. Ve Ocaña bu farkı korumayı başardı. Farkı koruyabilmesinde hem sahip olduğu yüksek hızın hem de Eddy’nin cevap verememesin payı vardı. Gerçekte, diğer iki yarışçı,  Portekizli Joachim Agostinho ve Hollandalı Joop Zoetemelk Yamyam’ı geride bırakacak güce sahiplerdi. Zirvede Ocaña Merckx’ten sadece 15 saniye çalabilmişti, yalnız bunu yapış biçimi gelecek günler için heyecan verici ihtimallerin göstergesi oldu.

İki gün sonra Merckx, Alplerin hemen yanı başındaki Chartreuse dağlarında lastik patlattığında bu ihtimaller gerçeğe dönüştü. Merckx yeterince hızlı toparlanamadı ve Zoetemelk’in onun kıymetli mayosunu almasına izin vermiş oldu. Ocaña ise genel klasman sıralamasında yalnızca bir saniye gerideydi.

Ocaña, Merckx’in formunun zirvesinde olmadığının farkına vardı ve ölümüne saldırmaya karar verdi. 6 Temmuz’daki 11. etap yalnızca 125 km. uzunluğundaydı ancak yanıltıcı bir biçimde oldukça zorluydu. Peloton yalnızca 25 kilometrenin ardından amansız diklikteki Côte de Laffrey’i karşısında buldu. Tırmanış altı km içinde 622 metrelik irtifa kazanımına sahipti ve son bölümde %10’luk eğimle birlikte bazı yerlerde hayli zorlu kısımları vardı.

İlk atak yapan isim Agostinho’ydu, ama fazla geçmeden Ocaña, Zoetemelk ve Belçikalı tırmanışçı Lucien Van Impe tarafından yakalandı. Tırmanışın zirvesine gelindiğinde bu dörtlü ile Merckx arasındaki fark iki dakikaydı. Merckx yarışın devamındaki üç saat boyunca cesur bir performans sergiledi ve zaman kaybının daha da artmaması için takip grubuna liderlik etti.

Rakiplerinden kurtulmasıyla birlikte İspanyol yırtıcısı kanatlarını açtı ve uçmaya başladı. Sıradaki büyük tırmanışta yanındaki üçlüyü geride bıraktı. Üçlünün birlikte çalışması da takipteki Yamyam’ın onları silip süpürmesine engel olamadı.

Bu fotoğrafın üzerine bir süreliğine durup düşünelim! Formunun zirvesinde olmayan bir Merckx, en ufak bir yardım almadan takip grubunu çekerken bile hâlâ çok güçlü ve lastiğini emen yarışçıları paramparça edebiliyor; zamanın en iyi yarışçılarından üçünü yakalayabiliyor! Ancak Ocaña böyle bir gerilim karşısında bile liderliğini korumaya ve farkı artırmaya devam etti. Bunun bisiklet sporu tarihinin olağanüstü günlerinden biri olduğuna hiç şüphe yok.

Merlette kayak istasyonu yakınlarındaki son tırmanışa kadar yalnızca dokuz yarışçı Merckx ile birlikte gelebilmişti. Merckx üç saattir neredeyse bir bireysel zamana karşı performası sergiliyordu. Buna rağmen, Merckx etabı bitirdiğinde Ocaña’nın DOKUZ DAKİKA gerisinde kalmıştı. Ocaña hayal bile edilemez olanı başarmıştı, Eddy’nin de üstünde yeni bir birinci sınıf yarışçı!

Merckx, Paris’e giden yol boyunca atak yapacağını açıklayarak çekici indirdi. Ve yaptı da! Ama Ocaña ile arasındaki yaklaşık 10 dakikalık farkı kapatmak için birçok risk alması gerekiyordu. Birkaç gün içinde Pireneler’e ulaşacaklardı ve Ocaña etrafına kıvılcımlar saçacak başka hikâyeler için de bacaklarında güç olduğundan emindi.

Revel ile Luchon arasındaki etap yarışın artık Pireneler’e girdiği anlamına geliyordu. Etaptaki tırmanışların yalnızca son üçü gerçek tırmanışlardı ve ikinci kategoriydiler. Merckx ilk tırmanışta dört kez atak yaptı ama Ocaña kolayca cevap verdi. İkinci dağ geçidi olan Col de Mente daha sertti ama Ocaña bir kez daha Merckx’ten gelecek herhangi bir hamleye karşı hazırlıklı olduğunu gösterdi. Zirveye beş kilometre kala müthiş bir fırtına koptu. Bölgenin sakinleri bu kısa süreli akşamüstü yağışlarına ve rüzgâra aşinaydı. Çok uzun sürmeseler de termometrelerin düşmesi ve yağmurun şiddeti oldukça acı verici olabiliyordu. Merckx beklenen atağını yaptı; yalnız bu sefer tırmanışta değil inişte! Bu oldukça riskli bir hamleydi. İnişin birçok yerinde yol kenarı uçurum ya da sarp kayalıktı. Kaçınılmaz olarak Merckx de Ocaña da kaza yaptı. Merckx hızlıca toparlandı ve bisikletine bindi. Ocaña tekrar yarışa dönmeye çalışırken ise kendisine önce Agostinho ve birkaç saniye sonra ise Zoetemelk çarptı… Merckx birkaç viraj gerisinde yaşanmakta olan dramadan bihaberdi, kamikaze temposunda sürmeye devam etti. Kendini zorlamasına pek de gerek yoktu. Luis Ocaña ise ardı ardına aldığı darbelerle nakavt oldu ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ocaña’nın Fransa Turu burada son buluyordu.

Luis Ocaña’nın 1971 Fransa Turu’ndaki kazasının hemen ardından…

Yunanlılar, insanlar ile tanrılar arasındaki ince ayrıntıları sorguladıklarında bir sonuca varmışlardı ve bu sonuca göre “bir tanrıya öykünmek, kişinin kendi faniliğini tecrübe etmesinin en iyi yolu” idi! Luis Ocaña’nın hayatının ve kariyerinin geri kalanına bakalım: Yunanlıların ulaştıkları bu sonuçla olan benzerlik belki de bir tesadüften daha fazlasıydı.

Ocaña 1972 Fransa Turu’nda intikam peşindeydi. Ancak aksine tam anlamıyla bir çöküş yaşadı ve yarıştan çekildi. Peki, buna kötü şans denilebilir miydi? Ocaña’ya göre bu, kötü şanstan da öte, bir “lânet” idi.

Ocaña 1973 yılında Fransa Turu’nu açık ara farkla rahat bir şekilde kazandı. Tek problem Merckx’in yarışta olmamasıydı. Ocaña’nın Fransa Turu zaferi kendi başarı tanımını (Merckx’i alt etmek) pek de karşılamadığı için biraz sönük kalmıştı da denilebilir. Ocaña bu başarıyı elde etmedikçe kendi yaşamını boşa geçirilmiş bir hayat olarak nitelendiriyordu.

Ocaña Fransa Turu’nu kazandığı 1973 yılında sadece 28 yaşındaydı, ancak üç yıl daha yarışmasına rağmen başka bir büyük yarış kazanmadı. Yoksa o da Icarus gibi çok yüksekten ve hızlı uçmayı mı denemişti? 80’lerin başında Fransa Turu’ndaki dinlenme günlerinden birinde gazeteciler için düzenlenen bir araba yarışına katıldı. Aracı takla attı ve neredeyse hayatını kaybediyordu. Şarap tüccarı olmayı da denemişti ama işe yatırdığı paranın yalnızca küçük bir kısmını kurtarabildi.

Sonunda kansere yakalandı. Durumu kamuoyunun bilgisi dâhilinde değildi ve hatta İspanya Turu boyunca radyo ve televizyon yorumculuğu yaptı. Bir hafta sonrasında, 19 Mayıs 1994 günü, tabancasıyla intihar girişiminde bulundu ve ardından kaldırıldığı Mont-de-Marsan’daki hastanede hayatını kaybetti. Yaşamını ve lanetini sonlandırmıştı. Cenaze töreni, bu trajik şampiyonun hatırasını yaşatmak amacıyla Fransa Turu’nda giydiği sarı mayolarının sergilendiği Labastide d’Armagnac’taki Notre Dame des Cyclistes kilisesinde yapıldı.

Tragedya; az ya da çok çöküş ve keder ile eşanlamlı hâle geldi. Ancak geleneksel tragedya (Yunan, Elizabeth dönemi vb…) daima asalet ve felaket ile ilişkili olmuştur. Ne de olsa; insanların sahip oldukları asaleti göstermelerini sağlayan şey de yaşadıkları felaketlerdir.

Bu çalkantılı yaşanmışlıklara karşın, Ocaña’nın hayatı o kadar da kederli değil.  Büyük trajediler, ortaya çıkmasına imkân sağladıkları içsel zaferler için harici mağlubiyetlerle bizi ahenkli kılarlar. Ocaña’nın hükmü daha en başından verilmişti: O, harikulâde bir fani… Ya da isterseniz Merckx’e, yani Tanrı’ya, bir diğer deyişle Aşil’e açıkça meydan okuyan bir Hector. Ama bunca çaba, bunca uğraş! İnsanlara bu fırsatı sunan kaç arena kaldı ki? Bu gözle bakarsanız; trajediler çaresizliğin ya da hüznün ifadesi değillerdir. Ondan kendinizi koruyabilirsiniz de…  Bu seviyede, mutluluğun ve yaşamın modası geçmiş tanımlarına asla yer yoktur. Luis Ocaña farkında olsun ya da olmasın, kendisini çok yüksek seviyelerde var etmeyi başardı.

 


 

*Bu yazı, Owen Mulholland tarafından yazılmış ve aşağıdaki linkte yayınlanmıştır.

http://www.bikeraceinfo.com/riderhistories/luis-ocana.html

*İngilizce aslından çeviren, Ali Sinan Deniz.

Ali Sinan Deniz

Yazı ve çeviri işleri...

Benzer İçerikler