Çeviri

Fran Ventoso: Disk Frenlerin Pelotonda Asla Yer Almaması Gerekirdi

Movistar takımı bisikletçisi Francisco Ventoso, Paris-Roubaix’deki kazada bacağından yaralandı ve disk frenlerin sebep olduğunu iddia ettiği yaralanmayla ilgili olarak Uluslararası Bisiklet Birliği’ne (UCI) açık bir mektup yazdı.

Movistar yarışçısı Fran Ventoso profesyonel pelotonda disk fren kullanımının tehlikeleri hakkında Uluslararası Bisiklet Birliği’ne (UCI) açık bir mektup yazdı. Ventoso’nun iddiasına göre, Paris-Roubaix’de yaralanmasına sebep olan şey; yarışta disk fren takılı olan 16 bisikletten biriydi.

Sol bacağının alt kısmından yaralanan 33 yaşındaki yarışçı Pazartesi günü bir operasyon geçirecek olmakla birlikte; -Paris-Roubaix’de disk frenlerle yarışan- Lampre-Merida takımının menajeri Brent Copeland yaralanmaya disk frenin sebep olduğu yönündeki görüşlere pek katılmıyor.

Fran Ventoso Paris-Roubaix’de (Sunada)

Ventoso, Uluslararası Bisiklet Birliği’ne yazmış olduğu mektubu Çarşamba günü yayınladı ve bizce en iyisi; onu özetlemek yerine tamamını eksiksiz bir şekilde paylaşmak.

Ventoso mektubunda Etixx-Quick Step yarışçısı Nikolas Maes’in de disk fren sebebiyle yara aldığını iddia ediyor. Bunu doğrulamak için Etixx ile iletişime geçmiş bulunuyoruz.


Ventoso’nun Mektubu:

Fran Ventoso: Disk frenler hakkında.

Profesyonel pelotonda 13 yıl geçirdim ve bir diğer 13 yılı da genç kategorilerdeki basamakları tırmanırken harcadım. Bisiklet üzerinde geçirdiğim 26 yıldan bahsediyorum, her gün antrenman yaparak; en sevdiğim şeyin, tutkumun keyfine vararak… 6 yaşımdan beri, yarışmaktan hep keyif aldım ve bugün de buna devam ediyorum. Bu kadar sevdiğim bir uğraşı yaparak hayatımı kazanabildiğim için çok mutluyum.

Tıpkı diğer sporlarda olduğu gibi bisiklet sporu da yıllar içerisinde birçok teknik açıdan evrim geçirdi. Bununla birlikte bu değişimlerin tümünün de hoşa gittiğini söyleyemeyiz.

Tüm bu yıllar boyunca, bisikletin farklı parçalarında ve bisiklet tekstilinde birçok gelişime tanıklık ettim. Çelikle başladık, sonra alüminyum, ve sonrasında ise karbon… Karbon, hafif oluşunun yanında ihtiyacımız olan esnemezliğe de sahip olduğu için kalıcı oldu.

Ayrıca, çok daha konforlu, etkili ve güvenli olan kilitli pedalların ortaya çıkmasıyla birlikte ayak burnunu kavrayan tokalı pedalları kullanmayı bıraktık. Saç filesine benzeyen kaskları kullandığımız günler çoktan tarih oldu; yeni kasklar artık çok daha hafif, daha güzel görünümlü ve size kesin güvenlik garantileri sunuyor.

Bunların haricinde bisikletlerdeki vites sistemiyle ilgili de çok sayıda önemli gelişmeye şahit oldum. İlk bisikletimde sadece bir ön dişli ve üç arka dişli vardı; bugünlerde ise iki hatta üçlü aynakol ve 11’li arka dişli kullanıyoruz… Ve eminim ki bu iş burada bitmeyecek.

Teknolojideki evrim bir çeşit deneme-yanılma sürecinden ibaret ve bu noktaya gelmek hiç de kolay olmadı. 10’lu arka dişlileri ilk kullandığımız zamanlarda zincirin nasıl da kolayca kırıldığını hatırlıyorum; kullanılan materyaller yüzünden olması gerektiğinden daha dayanıksızlardı… Bu gibi şeyler bugün bile başımıza gelebiliyor.

Elektronik aktarıcıları ortaya çıkaran devrimden de bahsedebiliriz. İlk ortaya çıktıklarında hepimiz çok şaşırmıştık ve hemen bir yargıya vardık: Çok gerekli değil, pek de iyi çalışmayabilir, bisiklet sürerken pil taşımak ne kadar doğru, bisikletinize bağlı bir AC adaptör taşımak delilik… Ve şimdi ise, elektronik aktarıcılar olmadan bisikletlerimiz nasıl olurdu hayal bile edemiyoruz.

Asıl konuya geliyorum: Bundan iki yıl önce cyclocross bisikletlerine takılan disk frenler görmeye başladık, ve hemen ardından yol bisikleti yarışlarında da disk frenlerin kullanılabileceği söylentileri etrafta dolaşmaya başladı.

Konuya girmeden önce bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum: Profesyonel cyclocross yarışçıları ya da amatör yarışlara katılan sporcuların sürüşleri esnasında disk frenin sağladığı avantajın tadını çıkarmalarıyla ilgili bir problemim yok.

Ancak konu profesyonel yol bisikleti yarışları olduğunda durum değişir. Gerçekten Pazar günü yaşanan kazanın hiç olmayacağını düşünen var mı? Gerçekten kimse bu disk frenlerin ne kadar tehlikeli olduğunu aklına getirmedi mi? Onların kocaman bıçaklara dönüşebileceğini, kesebileceğini kimse fark etmedi mi?

Paris-Roubaix’de sadece iki takım disk fren kullandı. Her takımda 8 yarışçı olduğunu düşünürsek; peloton içerisinde toplamda 32 disk fren taşıyan 16 yarışçı eder!

Şimdi sizi yarışın 130’uncu kilometresine götüreyim: Pavé (parke taşlı) sektörlerden birinde yaşanan zincirleme kaza pelotonu adeta parçalara ayırdı, her tarafta yere düşen yarışçılar vardı. Fren yapmama rağmen önümdeki bisikletçiye çarpmaktan kurtulamadım, nitekim o da kendi önündeki yarışçıya çarpmamaya çalışıyordu.

Aslında tam olarak düştüğüm bile söylenemez: Sadece bacağım önümdeki bisikletin arka kısmına temas etmişti. Sürmeye devam ettim. Ancak kısa bir süre sonra bacağıma şöyle bir göz attım, fazla bir acı hissetmiyordum, etrafında çok kan yoktu, fakat kavalkemiğimi (tibia) kaplayan zarı (periosteum) net bir şekilde görebiliyordum.

Bisikletimden indim, kendimi yolun sağ tarafındaki otların üstüne bıraktım, yaşadığım şokun etkisiyle -ve olanlara inanamaz bir halde- ellerimi yüzüme götürdüm, kendimi kötü hissetmeye başlamıştım. Aklımdan türlü şeyler gelip geçerken tek yapabildiğim takım aracını ve ambulansı beklemekti.

Peki bu, sadece kötü şansın attığı bir çizik miydi? Pek sanmıyorum! Birkaç kilometre sonra, yolun kenarında otururken aklımdan geçenlerden biri gerçeğe dönüştü.

Benim kazamın meydana geldiği yerden 15 kilometre sonra, Etixx-Quick Step takımı yarışçısı Nikolas Maes tam da benim içinde bulunduğum ambulansa geldi. Dizinde, biraz önce sözünü ettiğim 32 diskten birinin sebep olduğu derin bir yara vardı. İnsanın aklına aniden kaçınılmaz olarak bir soru geliyor: Peki, 198 yarışçının daha iyi bir pozisyon elde edebilmek için amansızca mücadele verdiği bir yarışta 396 disk yer aldığında ne olacak?

Disk frenlerin pelotonda asla yer almaması gerekirdi, hele şu ana kadar gördüklerimizin asla! Geleneksel fren sistemlerini kullanıp da frenleme konusunda yetersiz kalan bir yarışçıya hiç rastlamadım; tüm gücüyle frenlere asıldığında –disk ya da geleneksel fren fark etmeksizin- lastiklerinin kaymaya başlayacağını bilmeyen bir yarışçı tanımıyorum. Peki durum böyle iken: Neden disk frenleri kullanıyoruz ki?

Diğer taraftan, yarış esnasında lastik patlattığınızda tekerleği değiştirme konusunda bile hâlihazırda birçok problem varken; takım aracının yokluğunda bir sorun yaşadığınızda size yardımcı olmak için 4 farklı türde lastik seti taşıyan nötral servis aracı için bu disk frenler apayrı bir sorun… Ve asıl endişe verici şey, daha önce bahsettiğim gibi, bugünkü mevcut haliyle disk frenlerin dev bıçaklardan farksız oluşu! Belirli bir hızda giderken onlara çarpmanız ya da onların size temas etmesi durumunda büyük birer bıçaktan farksızlar. Ve bizler yarışın bazı noktalarında saatte 80, 90, 100 kilometre hıza ulaşıyoruz.

Şanslıydım: Bacağım yerinden kopmadı, kopan şey sadece biraz kas ve deri parçasıydı. Ancak diskin şahdamarını ya da femoral arteri kestiğini hayal edebiliyor musunuz? Hayal etmemeyi tercih ederim!

Tüm bunlar yaşanıyor çünkü Uluslararası Yarışçılar Birliği (CPA), ulusal yarışçıların bağlı oldukları örgütler, uluslararası ya da ulusal federasyonlar, takımlar ve hepsinden önce BİZ PROFESYONEL YARIŞÇILAR hiçbir şey yapmıyoruz.

Kendi başımıza gelmediği sürece bunu bir problem olarak kabul etmiyoruz. Gerekli tedbirleri almak için hep korkunç şeylerin yaşanmasını bekliyoruz. Er ya da geç bu herkesin başına gelebilir; bu bir olasılık meselesi, ve ihtimal hepimiz için aynı.

Profesyonel yarışçılar artık kafalarını kaldırıp daha ileriye bakmalılar. Başkaları bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor ancak şunu unutmamalıyız ki; SEÇME GÜCÜ BİZİM ELİMİZDE, VE BİR SEÇİM YAPMALIYIZ.

Diskler kesiklere yol açıyorlar. Bugün buna maruz kalan bendim; yarın durum daha da ciddi olabilir ve bu hepimizin başına gelebilir.


*Yazının orjinalinde yer almamasına rağmen Ventoso’nun yaptığı kazada disk frenlerin yol açtığı yaranın fotoğrafını paylaşıyoruz, izninizle:


 

*Bu yazı, Cycling Weekly yazarlarından Stuart Clarke tarafından yazılmış ve 13.04.2016 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır.

http://www.cyclingweekly.co.uk/news/racing/ventoso-open-letter-disc-brakes-220870

*İngilizce aslından çeviren, Ali Sinan Deniz.

Ali Sinan Deniz

Yazı ve çeviri işleri...

Benzer İçerikler